TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ`NE açık mektup
Dünya kamuoyunun ilgisini çeken ve Avrupa birliğinin yakından takip ettiği bir konu.
Türkiye`nin Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan Mardin`in Midyat ilçesine bağlı Süryanilerin en eski merkezlerinden biri olan Mor Gabriel Manastırı, çevresinde bulunan komşu köyler mahkemeye başvurup manastıra ait bir kısım toprağına el koyup haczetmek istiyorlar.
Mor Gabriel Manastırı 1612 yıl önce inşa edilmiş olup çok eski tarihi bir kültürel ibadet yeridir.
Mor Gabriel Manastırı asırlarca arkeologların,tarihçilerin, edebiyatçıların, öğrencilerin, Hristiyan aleminin, Müslüman aleminin, diğer dinlerin ve turizmin ilgisini çekmiştir.
Mor Gabriel Manastırı yalnız Süryani halkı için değil, tüm Hristiyan alemi için paha biçilmez bir değeri vardır.
Mor Gabriel Manastırı 1938 yılından beri mülkiyet vergisini verdiği belgelerle kanıtlanmıştır.
Türkiye cumhuriyeti Avrupa birliği müzakerelerinde, Türkiye`nin tam üye olabilmesi için Kopenhagen Kriterlerin kabulünü şart koymuştur.
Öte yandan 1923 yılında Türkiye, Lozan antlaşmasına imza atmıştır.
Lozan antlaşmasında Türkiye cumhuriyeti devletinde Müslüman olmayan tüm azınlık halkların insan haklarını ve din özgürlüklerini vermelidir.
2008 yılında TBMM`nin yeni çıkardığı yasayla, dini müesseselerin alım ve satım hakkını sağlamıştır.
Bugünkü adalet mekanizması tam ve demokratik bir şekilde çalışmasa da, gene Avrupa birliğinin desteği ile anayasa kanunlarında bazı önemli reformlar yapmıştır.
Ama buna rağmen savcılık gene de görüş özgürlüğü tanımadan vatandaşlarına karşı dava açabiliyor. Mor Gabriel Manastırı`nın mahkemeye verilmesi Türkiye için talihsiz ve yerinde olmayan bir davranıştır.
14 Aralık 2008 tarihinde İsveç`in Södertelje kentinde büyük bir yürüyüş yapılmıştır. 7000 kişinin katıldığı bu yürüyüşün amacı, Türkiye`de güvenliği olmayan, hakları verilmeyen ve büyük haksızlıklarla karşı karşıya kalan Süryani halkımıza sahip çıkıp ve destek vermektir.
Bu yürüyüşe İsveç`in siyasi partilerinden 7 milletvekili, İsveç kilisesinden temsilciler, Süryani kilisesinden 2 metropolit ve 40`a yakın Süryani dernekleri konfederasyonlarıyla katılmıştır. Türkiye sınırları içinde yaşayan tüm Müslüman ve Hristiyanlar kardeşçe, karşılıklı anlayış içerisinde yaşamalıdır.
Hepimiz tanrı tarafından yaratılmış insanlarız ve her iki dininde birbirlerinin iyiliği için dua etmelidirler. Kutsal İncil`de yazıldığı gibi Hristiyanların herkesi sevmeleri gerekir. Kuran-ı kerime göre de Müslümanlık, İsa mesihi yüksek derecede büyük bir peygamber olarak kabul ediyor ve ehli kitap olanlarla barışça yaşamalarını emretmiştir.
Bunun içindir ki Türk, Kürt, Süryani, Ermeni, Yahudi, Arap, Yezidi ve tüm milletlerin ırk ayrımını yapmaksızın kardeşçe birlik, beraberlik ve karşılıklı anlayış içinde yaşamalıdırlar.
Süryani halkımızın Türkiye cumhuriyetinden beklentileri şunlardır:
- Bütün barışçı kanallarını ve imkanlarını kullanarak bizler azınlık halk olarak artık ezilmemesini diliyoruz.
- Bizim gibi tarih zengini bir millete sahip çıkıp korumasını bekliyoruz.
- Bütün vatandaşlarına din ve ırk ayrımı yapmaksızın bütün şiddetten ve şiddetçilerden korumasıdır.
- Bütün insan haklarını kabul edip vatandaşlarına vermelidir.
- Türkiye cumhuriyetinin adalet mekanizmasının bağımsızlığını Mor Gabriel Manastırı davasında göstermesini temenni ediyoruz.
Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Gabriyel YALÇIN
İSVEÇ
19.01.2009